Phoenix’ten Las Vegas’a – Bölüm 1

Grand Canyon
montezuma
Montezuma

2012 Eylül’de Amerikalı en yakın arkadaşım Corrine’le Phoenix’ten Las Vegas’a 7 günlük bir “road trip” planladık. Seyahatimize Phoenix, Arizona’dan başladık. Arizona kesinlikle görülmesi gereken bir yer. İlk durağımız Phoenix’in kuzeyinde olan Montezuma Castle. Yerden yaklaşık 27 m yükseklikte inşa edilmiş bu yerde M.S. 1100 yıllarında Sinagua yerlileri yaşamış. Hemen aşağısından Verde nehri geçtigi için tarım için kullanılmış bu alan. İkinci durak olarak yine Sinaguaların yaşadığı Tuzigoot‘a geçtik. Burası zamanında 2 – 3 katlı 110 odalı bir yapıymış. M.S. 1425 yılında toplu olarak bu bögedeki yerleşim yerleri terk edilmiş, sebebi kuraklık veya Yavapai kabilesiyle çatışmalar olabilirmiş. Burdan sonra biraz güneyde olan Jerome kasabasına uğradık. Verde vadisine bakan tepede kurulmuş zamanında zengin bakır, altın ve gümüş madenleri olan, artık sanatçıların yaşadıgı bir kasaba. Küçük ama keyifli bir yer.

sedona
Sedona

Gün bitimi artık geceyi geçirmek için Sedona ‘ya doğru yola çıktık. Doğası, özellikle kızıl kayaları çok etkileyici. Burası da birçok amerikan yerlisinin yerleşim alanı olmuş. 1900 senesinden sonra Yavapai-Apache yerlileri buraya geri dönüş yapmış. Zaten dükkanlarda daha çok yerlilerin yaptığı el yapımı hediyeler ve çok zevkli el yapımı gümüş takılar bulabilirsiniz.  Sedona’yı çok beğenmemize rağmen vaktimiz kısıtlı olduğu için yarım gün geçirebildik.

Ertesi gün Sedona’dan ayrılıp Flagstaff üzerinden Walnut Canyon‘a geldik. Bu kanyondaki kaya içi oyuklarda yine Sinagualar yaşamış. 19.yy’a kadar burdaki evler zarar görmeden muhafaza olmuş fakat 1880’lerde tren yoluyla gelen tarihi eser hırsızları burayı yağmalayıp, çoğu evi yıkmış. 1915’te ‘National Monument’ ilan edilmesiyle bu yağmalama son bulmuş. Bir iki duvarı yıkılmamış ev hanesi hala mevcut.

Petrified Forest
Petrified Forest

Burdan ters yöne giderek Petrified Forest‘a (taşlaşmış orman) geldik. Yaklaşık 225 milyon yıl önce yaşamış ve fosilleşmiş ağaçlardan oluşan bir alan. Tekrar geri dönerek Wupatki‘ye geldik. Wupatki Hopi dilinde “Tall House” demek. 100 oda, topluluk odası, tören odasıyla civardaki en büyük yapıymış. Fakat burası da terk edilmiş. Burada ayrıca jeolojik hava deliği var.

veee aynı günün gecesi Grand Canyon‘daki otelimize geldik. Biz vardığımızda hava kararmış olduğundan sıcaklıkta ciddi düşüş olmuştu. Yaz aylarında gündüz 25°C iken akşamları 10°C altına iniyor sıcaklık. Biz kanyonun güney kenarını gezdik. Güney kenarı tüm yıl boyunca açık, fakat kuzey kenarı mayıstan ekime kadar açık. Kanyonun oluşumu 2 milyar yıl önce başlamış. Katman katman oluşumlarını  gezerken görebiliyorsunuz. South Rim Visitor Center’dan broşür ve detaylı bilgi alabiliyorsunuz. Kanyonu gezmek için bir sürü farklı seçenek var. İsterseniz kanyon kenarından geçen otobüsle gezebilirsiniz. İsterseniz at veya katırlarla kanyonun aşağısına kadar inebilirsiniz. Bizim gibi yürüyerek inebildiğiniz yere kadar da inebilirsiniz. Özel turlar da mevcut ama pek de lüzumlu değil. Yalnız 1 gün içinde kanyonun en altına ve geri yukarı çıkılmaması öneriliyor. Kanyon çok etkilyeci. Gerçek değilmiş sanki asılmış bir tabloya bakıyormuşsun hissi veriyor. Pek çok vahşi hayvan yaşıyor. Biz sincap, geyik ve uzaktan kaliforniya akbabası görebildik.

Otel: Sedona’da Amara, Grand Canyon’da Holiday Inn Express‘de kaldık.

Bölüm 2 için
Grand Canyon
Grand Canyon
gc3
Grand Canyon

 

 

 

 

 

 

 

gc4
Grand Canyon
pf3
Petrified Forest

 

 

grandcanyon2
Grand Canyon
walnutcanyon1
Walnut Canyon
wc2
Walnut Canyon
wc4
Walnut Canyon
Written By
More from Zeynep Eray

Türkiye’nin Maldivleri: Meşhur Salda Gölü

Burdur’un Yeşilova İlçesi’ndeki Salda Gölü, yerkabuğunun çökmesi sonu oluşmuş, tektonik bir göldür....
Read More

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *